Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

7. Hukuk Dairesi 2011/3715 E. 2012/2788 K.

Yargıtay 2012-04-17 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

7. Hukuk Dairesi 2011/3715 E. , 2012/2788 K.

"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, kararda gösterilen gerekçelere, Dairemizin bozma kararı çerçevesinde işlem yapıldığının ve karar verilirken bozma kararı dışında kalarak kesinleşen yönlerin de gözönünde bulundurulduğunun anlaşılmasına göre, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, oluşturulan hüküm davanın niteliğine, tarafların sıfatına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Haksız fiillerden kaynaklanan davalarda uygulanması gereken Borçlar Kanununun 60. maddesi hükmünde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve zarar sorumlusunu öğrendiği günden itibaren başlar. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre tüzel kişiler, özellikle kamu kurumları yönünden zamanaşımı süresinin işlemeye başlayabilmesi için, o tüzel kişi veya kurumun dava açma veya icra takibi başlatma konusunda emir vermeye yetkili organları tarafından zararın ve zarar sorumlusunun öğrenilmesi zorunludur. Dava açma veya icra takibi başlatma konusunda emir verme yetkisi bulunmayan daha alt birimlerin zararı ve zarar sorumlusunu öğrenmesi zamanaşımı süresinin başlayabilmesi için yeterli değildir. Somut olayda; davalı, zamanaşımı def’inde bulunmuş ancak bu hususta mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Davalı tarafın zamanaşımı def’inin yerinde görülmesi halinde davanın esasına girilmesine gerek kalmayacağından mahkemece öncelikle zamanaşımı def’inin ön sorun yapılarak bu savunma konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alınarak, mahkemece öncelikle zamanaşımı def’inin ön sorun yapılarak bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3-Kabule göre, davalının hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 08.12.2010 tarih, 2010/7-530 E, 2010/636 K.sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Ayrıca, zarar gören tarafından zararı giderebilmek için kullanılan kablo ve ek muflar toplu satın alınıp, satın alındığı zaman kabul testleri yapıldığından oluşan zarar nedeniyle yeniden kablo test bedeli de istenemez. Ancak, kablo test bedeli malzemenin test edilmesinden ziyade, montaj işçiliğinin kontrolü bakımından yapılan testler için talep ediliyor ise, bu testlerin dava dışı kişilere ücret karşılığı yaptırıldığının ispatlanması gerekir. Dosya içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ödediği ücretler, bir başka deyişle genel idare giderlerine ve test bedeline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine ve kablo test bedeline yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda hüküm oluşturulmuştur. Yasal düzenlemelere aykırı olarak düzenlenmiş yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez. O halde, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya test bedeli için harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delillerinin sorulup saptanması, bu konudaki gösterilecek delillerin toplanması, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve kablo test bedeli harcaması yapıldığının kanıtlanması halinde dosyanın yeniden uzman bilirkişiye verilmesi, genel idare giderlerine hükmedilemeyeceğinin bilirkişiye hatırlatılması, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazlarının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir. 4-Davacının temyizi, reddine karar verilen 1.130,31 TL’lik bedele yöneliktir. HUMK’nun 427.maddesi hükmünde açıklanan yargı denetimine ilişkin kesinlik sınırı, 4146, 5219, 5236 sayılı Yasalarla 01.01.2010 tarihinden itibaren 1.430 TL’ye yükseltilmiştir. Temyize konu karar 27.10.2010 tarihinde ve anılan Kanununun yürürlük gününden sonra verildiğinden incelenmesi istenilen hüküm 1.430 TL olarak belirlenen kesinlik sınırı içinde kalmaktadır. Niteliği itibariyle kesin olan kararların temyiz edilmeleri halinde, temyiz istemi hakkında yerel mahkemece bir karar verilmesi gerektiği gibi yerel mahkemenin bir karar vermemesi halinde 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği kuşkusuzdur. Yukarıda açıklanan hukuksal olgular dikkate alınarak davacının temyiz inceleme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenle davacının temyiz inceleme isteğinin REDDİNE, peşin alınan harçların istek halinde ilgililerine ayrı ayrı iadesine, 17.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.